Yazar
Yazan: Müge Çevik
Kavramları duygular ile kaydettiğimizden, her birine bir duygu yapıştırır ve he seferinde onunla anarız. Örneğin veda sözcüğü genelde hüzün, özlem, hasret gibi duyguları da beraberinde getirir. Bunun en güzel istisnası ise yeni yıla girerken bir önceki yıla veda etme şeklimizdir.
Yazan: Müge Çevik
İçiniz pırpır eder, bir yanınız bir an önce olsun ister bir yanınız da bu duygu bitmesin uzasın ister ya…
Renkler daha bir canlı, hayat her şeye rağmen daha umut dolu görünür…
Hani, müzikler daha coşkulu, olaylar olduğundan daha olumludur…
Önünüze çıkan engellere daha bir toleranslı, insanlara daha güler yüzlü olursunuz…
İşte böyle bir heyecandan bahsediyorum. Endişe, kaygı, merak değil de, umut, özlem ve beklemek içeren bir heyecan…
Yazan: Müge Çevik
Parçalara bölelim, zira bütün yutmak zordur bazı şeyleri…
Baş edebileceğimiz kadar küçük parçalara ayıralım…insanlar, kimlikler, işler, sosyal görevler, duygular, yapılması gereken işler, hedefler, niyetler……
Parçalar içinden “istediklerimizi” ya da seçtiklerimizi hemen tutalım, diğerlerini ilk elemede atalım.
“İstemiyorum ama mecburum” dedikleriniz de mutlaka olacaktır. Alın onları tek tek elinize, bakın bakalım gerçekten mecbur musunuz yoksa siz mi öyle hissediyorsunuz?
Yazan: Müge Çevik
Hepimiz hayatımızın en azından bir döneminde yaşadıklarımızın “anlatsam roman olur” ya da “tam film” kıvamında olduğunu düşünmüşüzdür. Doğrudur da, hepimizin hayatı ayrı masallar, ayrı romanlar ve senaryolar içerir.
Yazan: Ömür Doğan
Yaratıcı değilseniz, işinizi robotlara kaptırabilirsiniz! Çünkü Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) açıklamasına göre, “2025 yılına kadar şu andaki mevcut iş yeri görevlerinin %52’si makineler tarafından gerçekleştirilecek”.
Sıradan ve tek düze işler robotlara devrolurken, yaratıcılığı yaşamına katanlar fark yaratacak! Bu yüzden de Dünya Ekonomik Formu’nun yayınlamış olduğu iş hayatında ihtiyaç duyulan yetkinlikler listesinde yaratıcılık 2015 yılında 10. sıradayken 2020 yılında 3. sıraya yükseliyor.
Yazan: Ömür Doğan
Bir eğitimci olarak, hele de bir eğitim sosyoloğu olarak bana insanın veya insanlığın ilk öğrenme deneyimi nedir diye sorsanız vereceğim cevap insanlığın taklit ederek öğrenmeye başladığı olurdu. Böyle soruya böyle cevap verince de haliyle “taklit dediğin insandan evvel hayvanlarda da var” şeklinde bir itiraz gelirse, bu itirazı katkı sayar, yan cebime atarım.
Röportaj: anneyiz.biz
Ebeveynlik sürecimde çok sayıda kitap okudum, yeni yazarlarla, psikologlarla ve çocuk gelişim uzmanlarıyla tanıştım. Her şeyden biraz öğrendim ve aslında çocuğumu büyütürken kendi yolumu çizdim. Çünkü ben tektim ve çocuğum da öyle… İşte bu yıl son okuduğum kitaplardan biri de birçok şapkaya sahip Neslihan Erdoğdu’nun kitabı “Fark Yaratan Anne Baba” oldu. Ebeveyn ve Çocuk Zirvesi’nde de kendisiyle biraraya gelince bu söyleşiyi yapmak şart oldu. Yönetici koçu, yazar, anne, ebeveyn danışmanı. Erdoğdu samimiyetle tüm soruları yanıtladı. Bana kalan en önemli şey “fazla kasmadan ara ara ben ne yapıyorum diye sorarak, kendine vakit ayırmayı ihmal etmeden ve çok severek çocuk yetiştirmek” Bakalım sizlere ne kalacak?
Yazan: Müge Çevik
İş dünyası için 2019’da mutluluk ve başarı tüyoları neler olacak?
Risk-fırsat dengesini gözetin,
Fotoğrafın tamamını görmeye çalışın,
Tedbirli olun,
Geçmişte kalan işleri bitirmeye çalışın.
Bir mutluluk reçetesinden bahsediyorsunuz? Bu gerçekten mümkün mü?
Benim reçetem ile mümkün çünkü sabit değil, ben durakların adını yazdım siz o duraklar arası yolculukta ve duraklarda ne kadar zaman geçireceğinizde serbestsiniz diyorum. Herkesin bilinç boyutunda yukarı çıkma deneyimi münhasır yani bireysel ve kendine özgü. Yol beli ama o yolda neler deneyimleyeceği kişiye kalmış. Adımlar net, yapılması gerekenler size bana ona göre değişmiyor ama nasıl yapacağımız tabii ki bireysel.
Yazan: Neslihan Erdoğdu
30’ lu yaşların ortasında bir haller oluyor çoğumuza…
Yaptığımız iş ıstıraba dönüşüyor hele de iş ortamımız, arkadaşlarımız ya da amirlerimizle de sıkıntılarımız varsa vay halimize…
Hem içimiz hem dışımız kaynıyor demektir ki çok sürmez kopuş… Yaşadım da ondan biliyorum.
Nasrettin Hoca hikayesindeki gibi; hoca bir gün damdan düşmüş çevredekiler doktor bulmak için telaşa kapılırken, hoca doktor istemem bana “damdan düşen birini getirin” der.
Aynen öyle damdan düşen biri olarak damdan düşecekleri ve aşağı yukarı neler olacağını biliyorum.
Derdim bu noktada biraz omur vermek aslında.