Yazar
Yazan: Müge Çevik
Sevmek ve sevilmek, paylaşmak bir ilişkinin var olma sebebi. Bunları ortaya koymanın yolları ise kişiye göre değişir. Pek çok şeyi öğrendiğimiz gibi ikili ilişkilerdeki rollerimizi ve sevgiyi gösterme şeklimizi de öğreniyoruz. Sevgi gösterme şeklimiz de erken çocuklukta nasıl şekillendiğine göre değişiklik gösterebiliyor. Bu noktada önemli olan ise çiftlerin karşılıklı hangi yol ile sevgiyi gösterdiklerini fark etmeleri. Eğer siz aldığınız hediye ile sevginizi ölçerseniz ve karşınızdakinin sevgi gösterme şekli bundan bambaşka bir şey ise hayal kırıklığı yaşamanız kaçınılmazdır.
Yazan: Müge Çevik
Günümüz insanının ister çalışsın ister çalışmasın en temel sorunlarının başında stres ve endişeyle baş etmek geliyor.
Her şey çok hızlı, herkes aşırı yük ile dolu ve hayat pek de kolay değil. Bunlar yaşamın kendi içindeki zorluklar ancak bir de bunlara bizim zihinsel olarak eklediğimiz dertler katılınca stres ve endişe seviyemiz tavan yapıyor. Bu farkındalığa değinen Kişisel Gelişim Uzmanı Müge Çevik, “Hayatın içindeki hastalık, afet, kazalar gibi olayları yönetme şansımız yok ancak zihinsel tuzaklardan elimizden geldiğince uzak durarak kendi yarattığımız sorunların bir kısmını ortadan kaldırabiliriz.”
Yazan: Neslihan Erdoğdu
“Hiçbir zaman vazgeçmeyeceğim. Beni vurabilirler ama hayallerimi vuramazlar.’ Sözleri en küçük yaşta Nobel barış ödülü alan ve ülkesi Pakistan’da ulusal bir figür haline gelen Malala Yusufzay’a ait.
Yaşamını konu alan belgeseli izlediğimde 11 yaşında başlayan bilinçli mücadelesi ve başından geçenlere rağmen bugün henüz 20 yaşında olması hepimiz için çok ilham verici geldi bana.
Yazan: Neslihan Erdoğdu
Neden insanlar kendilerine dair bir arayış içinde? ki bu yüzyıllar öncesine ait çok da bilindik bir söz ile günümüze taşınmış bir konu. Sokrates’in ‘kendini tanı’ demesinin üzerinden yaklaşık 7500 yıl geçti ve dünyaya gelen ve giden kişilerin bazılarının bu, en önemli dertlerinden biri iken bazı kişiler ise hiç bu derde düşmeden göçüp gittiler. Kendini tanımayı ve anlamayı dert edineler, “ben kimim neyim, neden bu dünyaya geldim, yaşam amacım ne, hangi özelliklere sahibim” türünden sorular sorabilecek bilinç düzeyinde bir arayışta oldular.
2015 yılının kendi alanında en çok satan kitaplarından Mutluluk Kulübü ve Mutluluk ile İlişkisi Var kitaplarının yazarı Müge Çevik, üçüncü kitabı Mutluluk Kulübü-Gelişim ile yeniden okuyucularıyla buluştu.
“Mutluluk Kulübü, mutlu insanlardan çok, mutluluğa cesaret ile niyet edenlerin kulübüdür,” diyeli üç yılı geçmiş diyen yazar, son kitabı için: “Ne mutsuzluğu yok etmek mümkündür ne de bu sayede mutluluğu yakalamak. Mutluluğu öğrenmek için yapılacak en akıllı iş mutsuzluğa birkaç basamak yukarıdan farklı bir bilinç ile bakmaktır. Bu kitap bu basamakları birlikte çıkmak ve yaşama baktığımız yeri değiştirmek üzere tasarlanmıştır” dedi.
Yazan: Neslihan Erdoğdu
Nereye baksak elinde telefonla dizi izleyen, oyun oynayan, sosyal medyayı takip eden, haberleri okuyan kişiler görüyoruz…Toplu taşıma araçlarında, üst geçitlerde, yürüyen merdivende, cafede, baş başa yenilen yemeklerde, çocuklarla zaman geçirmek için ile gidilen parklarda, yatağa yatmadan, yataktan kalmadan hemen önce elimizdeler… Hepimiz Nomofobi” yolunda ilerliyoruz
Yazan: Müge Çevik
1….2….3….4….5…..Saygı “Saymak”tan Gelir!
Şaşırtıcı değil mi böyle düşününce? Kendinden başkasının da varlığını hesaba katmak, istediği gibi düşünmesine, istediği gibi hissetmesine izin verecek şekilde kendin ile bir görmek…
Saygı duymak, saygılı olmak, özgürlük ama başkasının sınırlarını zorlamamak… iç içe geçmiş ve çokça tartışılan konular. Konuya ait boyutların tümünü ele almadan saygı kavramını incelemenin imkansız olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle de olabildiğince basitleştirmeye çalışarak temel çerçevede anlatmaya çalışacağım:
Saygı sözcüğünün kökü saymaktır.
Yazan: Neslihan Erdoğdu
Öğrenmeyi basit bir süreç olarak görmenin aksine kompleks ve çok boyutlu olduğunu bilmek ve buna göre yaklaşmak bizi doğru sonuçlara götürecektir.
Bugüne kadar öğrenciler bu tek boyutlu bakış açısının kurbanı olmadı mı? “Çalışırsan öğrenirsin, öğrenirsen başarırsın? “ dedik yıllarca çocuklara, gençlere… Bazıları çalıştı ama başaramadı, bazıları ise başardı (not/puan/derece aldı) ama öğrenemedi. Çünkü öğrenme bu kadar basit ve yalın bir matematiğe sahip değil.
Öğrenme entegre bir faaliyet olarak, zihinsel, duygusal, bedensel ve ruhsal bir süreçtir.
Yazan: Müge Çevik
”Hayalimdeki ev, rüyalarımdaki araba, huzurlu bir ilişki, terfi ya da piyangodan bilet diyeceğimi sandınızsa, siz okuyuculara da tavsiyem, kendi listenizi gözden geçirmeniz. Eğer maddi ya da başkasına bağımlı, kendinizden kaynaklanmayan şeylerin sizi mutlu ettiğini düşünüyorsanız, mutlu olmamayı garantiliyorsunuz demektir.”
Yazan: Neslihan Erdoğdu
Bugünkü bakış açılarımızın çoğu anne ya da babalarımızdan duyduklarımızla oluşmuştur. Anne babalarımız eğer aksiliklerle karşılaşmamak için dileklerde bulunuyorsa muhtemelen biz de benzer şeyleri ifade ediyoruzdur.
“Kazasız belasız gidin”, “aman dikkat et hastalanma”,” dikkat et üşütürsün”, “çok gülme ağlarsın” gibi cümleler odağımızın negatifte yani olumsuz tarafta olduğunun bir göstergesidir.