Yazar
Yazan: Kemal İslamoğlu
COVID salgını ve üstüne ülkemizde yaşadığımız ekonomik zorluklar, zaten işsizlik derdi olan ülkemizde çalışanların hatta işverenlerin de oldukça zor zamanlar yaşamasına sebep oluyor. Sadece iş hayatı değil, ailesinde yaşça büyük olanlar, kronik rahatsızlığı olanlar evde küçük çocuğu olanlar, kazancını gündelik işlere bağlamış olan emekçiler ayırt etmeden her birimizi oldukça zorluyor. Bu zorlamanın en baskı yaratan tarafı da ne kadar daha devam edeceğinin de net olmaması.
Her alanda yaşanan bu belirsizlik COVID haricinde psikolojik ve sosyal bir çok rahatsızlığa da sebep olabilir. Hem özel hayatımızda hem de iş hayatımızda belirsizliklerin bu kadar arttığı, ekonomik,sosyal ve sağlık konusunda istisnasız dünyanın her yanında bu kadar endişeli olduğumuz bir zamanda belirsizliği yönetmek adına neler yapabiliriz?
Değişimi değil, değişimin hızını;
Yetkinlik gelişimini değil, kişinin yatkınlığına göre kariyer planlaması yapmayı konuşmamız gereken bu günlerde,
21.yy’ın kurumsal dünyasında başarılı olmak için sahip olmamız gereken beceriler değişiyor.
Bazılarına gerek kalmıyor. Yeni olanlarına ise ihtiyaç ve edinme mecburiyeti artıyor.
Fiziksel olarak bir araya gelemediğimiz şu günlerde zihinsel olarak buluşmak ve zenginleşmek için keynote çalışmalarımızın bir bölümünü dijitale taşıdık.
Online platformlara taşıdığımız keynote başlıklarımız:
Yazan: Müge Çevik
İnsanlar ve Korona birbirine temas etti. Birbirine temas eden iki şey bir daha asla temastan önceki gibi olamaz. Tıpkı sistemler gibi ülkeler, kurum ve organizasyonlar ve tabii ki bu parçaları birbirine bağlayan her şey Korono deneyiminden sonra mutlaka ama mutlaka dönüşecek. Bu yeni sistemde bireyleri ve kurumları nelerin beklediğini %100 öngörmek çok kolay olmasa da şimdiden aşikâr olan değişimler kapıda!
Yazan: Ömür Doğan
Tüm canlıların sahip olduğu her şey temelde sadece hayatta kalmak için var, bitkilerin fotosentezi de, insan beyninin fonksiyonları da, toplumsala anlamını veren zihinsel süreçler de. İnsanı diğer canlılardan ayıran nokta ise, hayatta kalmak için problemlerini yaratıcı bir şekilde çözebilme becerisi.
Yaratıcılık Hayatta Kalmak İçin…
Örneğin hafıza, sabit anıların olduğu bir depo değil, günün ihtiyaçlarına göre yeniden şekillenen, boşlukların doldurulduğu bir mekanizma olarak çalışır. Beynimizin temel fonksiyonu hatırlamak değil, hayatta kalmak için problem çözmek olduğundan, hatıralarımız problem çözme sürecinde işlev kazanır. Yani zihnimizdeki geçmiş, bugün ve gelecek için var.
Yazan: Ömür Doğan
Yaratıcılığın hayatımızdakini yerini ve önemini ne kadar vurgulasak az. Bu nedenle günümüzde yaratıcılığa dönük ilgiden ve bu konuda yayınlanan kitapların sayısının artmasından çok memnunum. İşim yaratıcılık olunca, yaratıcılık ve yaratıcı düşünme ile ilgili çıkan her kitabı almaya ve okumaya özen gösteriyorum. Üstelik yaptığımız Yaratıcı Düşünme, Tasarım Odaklı Düşünme ve İyi Fikir Bulma eğitimlerimde de katılımcılarımıza bu kitaplardan bazılarını öneriyorum.
Bu yazıda da yaratıcılık ile ilgili olarak son dönem çıkan kitaplardan beğendiğim ve farklı bulduğum bir tanesini tanıtmak istiyorum.
Yazan: Neslihan Erdoğdu
Koçluk kavramı ülkemizde son 15-20 yıl içinde gündeme gelen ve çoğu kez de yanlış olarak anlaşılan bir kavramdır. Bu yanlış anlaşılma ya da doğru anlatamama durumunun çeşitli nedenleri olmakla beraber, bu yazıyı koçluğu doğru anlatmak konusunda bir çaba, bir adım olarak kullanmak istedim.
Yazan: Müge Çevik
Birinin bizi sevdiğini anlamak için önemli dediğimiz hareketler zinciri ise, kendi kriterlerimiz. Emek ile sevgi arasında kafamızda kurduğumuz yanlış bağlantı. Gerçek sevgi illa da emek mi ister? Ya da gerçek sevgi illa da görülmek, gösterilmek ve ortaya dökülmek mi ister?
Hayır. Gerçek sevgi eylemsizdir. Koşullardan, durumlardan hatta çoğu zaman sevgiyi doğuran nesne ya da kişiden bağımsız olarak ve onu sonsuz özgür bırakarak, sahiplenmeden akar…sadece akar…hafif bir duygudur sevgi.
Oradadır. Vardır. Nettir. Şekli, modeli, yoğunluğu değişir ama özü değişmez. Çünkü gerçek sevginin özü, insanın özüdür.
Yazan: Neslihan Erdoğdu
İş süreçlerinin mekanik olarak düzenlenmesi ya da teknoloji ile hızlandırılmasının, kolaylaştırılmasının önemi ancak insanla bütünleştiğinde anlamlı sonuçlar üretebiliyor. Yalın ya da Çevik yönetim anlayışları ivme kazanırken yöntem ya da sistem ne olursa olsun onu uygulayacak insanı dönüştürmek önem kazanıyor. Tam da bu noktada insanı dönüştüren bir yaklaşım var ki istediğiniz yönetim anlayışını kullanın ama insanı işin içine katmazsanız ve insanın zihniyetine dokunmazsanız sonuç alamazsınız.
İnsanı dönüştüren, değiştiren yaklaşım ise KOÇLUK!
Yazan: Ömür Doğan
Bugünlerde çok sık konuşulduğu gibi dijitalleşme, robotlar, yapay zeka, endüstri 4.0 vb. filmlerde gördüğümüz gelecek olmaktan çıktı. Denilebilirse gelecek, geldi, şimdi ve burada! Bu hızlı değişimin sonucu yaşadığımız dünyanın hali ise hepimizin bildiği gibi değişkenlik, kesinsizlik, karmaşıklık ve belirsizlik. Dolayısıyla, hızlı değişim karşısında aynı kalmamak ve aynılaşmamak için çevikliğe, yenilenmeye, adaptasyon yeteneğine ve yaratıcı olmaya her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyoruz.